28 Ekim 2013 Pazartesi

Euroleague TV

Evet bu yıl Euroleague maçları ilk kez paralı bir kanal olan Ntvspor Smart'da yayınlanmaya başlandı. Azınlıktaki maçlar ise normal Ntvspor'dan yayınlanmaya devam ediyor. Kesinlikle isyan edilmesi ve para verilmemesi gereken bir hareket; basketbol sevgisini bu şekilde baltalayanları kınamaktan başka şansımız yok.

Bu işe karşı en iyi alternatifin ise Euroleague TV isimli platform olduğunu görüyoruz. İki gün önce ilgili platforma üye oldum; geçmiş maçları izleyebiliyorsunuz, canlı maç yayınları var, görüntü kalitesi tatmin edici. Sonuç olarak, tavsiye edilesi.

Neler yapmanız gerektiğini ekşi sözlük'te anlatmışlar: https://eksisozluk.com/entry/37540891
Vince15'e teşekkürlerimizi iletiyoruz.

23 Temmuz 2013 Salı

Bütçe vs. Başarı

Bugünkü amacımız Efes Pilsen başta olmak üzere Euroleague takımlarının başarılarını bütçeleri ile karşılaştırmak. Öncelikle buradaki bütçe ifadesinin her şeyi içine aldığını, sadece oyuncu maaşları vb. unsurlarla sınırlı olmadığını belirtmeliyiz. Aşağıda göreceğiz rakamlar Avrupa basketbolu hakkındaki önde gelen internet sitelerden derlenmiştir. İlgili rakamların tamı tamına gerçeği yansıtması çok mümkün olmamakla beraber doğru bir bakış açısına sahip olabilmemiz açısından yeterli olduklarını düşünüyorum. Daha önceki sezonlar için yeterince veri bulamamam nedeniyle geride kalan 2 sezona odaklanacağız.

2011-2012 sezonu;
Sıra
Takım
Bütçe*
Derece
1
CSKA Moskova
44
F4 (2)
2
Barcelona
28
F4 (3)
3
Panathinaikos
24
F4 (4)
4
Efes Pilsen
23
Top 16
5
Real Madrid
23
Top 16
6
Olympiacos
21
F4 (1)
7
Siena
20
Top 8
8
Maccabi Tel Aviv
19
Top 8
9
Fenerbahçe
16
Top 16
-
Caja Laboral
16
Top 24
-
Unicaja Malaga
16
Top 16
-
Milano
16
Top 16
* Milyon Avro cinsindendir.

2012-2013 sezonu;
Sıra
Takım
Bütçe*
Derece
1
CSKA Moskova
42
F4 (3)
2
Barcelona
30
F4 (4)
3
Real Madrid
30
F4 (2)
4
Fenerbahçe
30
Top 16
5
Khimki
24
Top 16
6
Efes Pilsen
23
Top 8
7
Milano
21
Top 24
8
Olympiacos
19,5
F4 (1)
9
Panathinaikos
18
Top 8
10
Maccabi Tel Aviv
15,5
Top 8
11
Caja Laboral
15
Top 8
* Milyon Avro cinsindendir.

Başarıyla harcama doğru orantılı mı dersek, son 2 sezonda F4’e giren 3’er takımın ayrıca sahip oldukları bütçeyle de ilk 3’te olduğunu görüyoruz; her iki sezonun istisnası ise şampiyon olan Olympiacos. Bu bağlamda, yüksek harcamanın başarıyı getirdiği bir gerçek.

40 milyon Avro’yu aşkın bütçesi ile CSKA’nın farklı bir noktada durduğunu söylemek doğru olacaktır ki Olympiacos’un bütçesini her iki sezonda da ikiye katlıyorlar. İlk karşılaştırma sezonunun hezimetleri Efes Pilsen ve Real Madrid iken, ikinci sezon bayrağı Fenerbahçe ve Khimki devralmış gözüküyor. Sahip oldukları bütçelere rağmen ancak Top 16’ya kalabilmeleri düşündürücü. Geri kalan takımların ise bütçeleriyle doğru orantılı olarak Top 8’de yer aldıkları görülüyor.

Tekrar Efes Pilsen’e dönmek gerekirse, 2011-2012 sezonunda Panathinaikos’a nazaran 1 milyon Avro daha düşük bütçe ile 4. sırada bulunan Efes Pilsen’in yalnızca Top 16’ya kadar gelebilmiş olması önemli bir başarısızlık. 2012-2013 sezonunda bütçe sıralamasında 6. sırada bulunan Efes Pilsen’in kendisine Top 8’de yer bulmasını ise başarısızlık olarak addetmemek gerekiyor.

4 Ocak 2013 Cuma

3.1.2013 / Anadolu Efes - Panathinaikos Maçı

Efes açısından genel anlamda rahat bir maç oldu, birkaç yerde bocalasalar da Pana'nın hiçbir zaman "Evet maçı çevireceğiz galiba beyler!!11!1!" hissiyatını yaşadığını zannetmiyorum. Ancak yaşanan bocalamaları iyi analiz etmek gerekiyor ki ileriki maçlar için ders çıkarabilelim.

Genel olarak yaşanan bocalamaları oyun disiplininden uzaklaşılmasına bağlıyorum. Takımın bir seviye daha atlayabilmesi için hiçbir zaman rehavete kapılmaması, farkı açsa bile oyun disiplininden kopmaması, karakteri olan hızlı hücumları sahaya yansıttığında dağınık bir oyun sergilememesi, o dinamizm içinde disiplinli olması gerektiği kanısındayım. Özellikle hücumda çok şey başarabilecek bir kadronun, savunma sertliğini ve diriliğini 40 dakikaya yayması halinde final four uzak bir hedef değil.

Maçın adamına gelirsek, kesinlikle Jamon Lucas'tı bu isim. 12 sayı ile, 13 sayı atarak en skorer isim olan Farmar'dan sonra ikinci sırayı aldı. 5 asistle bu alanda takım lideriydi. Maçı çok iyi kontrol etti, çekip, çevirdi. 4 tane de top çalması var ki karşı takımı moral olarak çökertecek anlarda geldi pek çoğu. Ayrıca elini soktuğu ama çalamadığı bir o kadar top daha var. Adam korku yarattı. Lucas'a gerçekten hayranım. Zaten yakında genel olarak takım kadrosunu değerlendirdiğim bir yazıda da bunlardan bahsedeceğim.

Maçın gölge adamı ise Josh Shipp'ti. Maçın başında attığı 2 tane 3'lük ile hem takımı hem de seyirciyi coşturdu. Top çalması yok gibi görünse de karşı takımın sayısız kez top kaybetmesine neden oldu. Pas trafiğinin işlemesi için elinden geleni yaptı. Ayrıca aldığı 6 ribauntla takım lideri konumunda yer aldığı ki bir kısanın yaptığı bu ribaunt katkısı gerçekten çok önemliydi. 

Bunların dışındaki oyuncular beklenen performanslarını sahaya yansıttılar ve gerçekten de iyi oynadılar. Ancak özellikle Barac'a bir parantez açmak gerekir. 2 yıldır oynadığı maçlar arasında en isteklilerden biriydi bu maç, ilk kez savunmada belli bir seviye sertlik gösterdiğine şahit oldum. Çok doğru oynadı, bir yerde Safo'yu top sürerek geçti ve faul almayı başardı ki gerçekten bu enstantaneye iyi güldüm. Bileği inanılmaz düzgün ve fizikli bir oyuncu Barac, umuyorum kendine olan güvenini kazanır ve bu takımın kilit isimlerinden biri olur.

Maç genel olarak rahat geçti söylediğim gibi, kendi evimizde kaybetmememiz gerekiyordu ve kaybetmedik. Birkaç deplasman galibiyetiyle bu performansı süsleyerek, evimizde isim yapmış takımları yenmeye devam etmemiz gerekiyor.